12 Ocak 2009 Pazartesi

Kuzey Ege Turumuz - 2

8 Ağustos 2008 Cuma

Otelimizden ayrıldıktan sonra Mıhlı Çayı Şelalesi’ne doğru yola koyulduk. Yol, bir süre sonra zeytinliklerin içinden geçen toprak yol oldu, iyice daraldı ve tırmanmaya başladık. İtiraf ediyorum bir ara korktum. “Bu ıssız yerde ne işimiz var bizim arabayla” dedim. Şelaleye ulaştığımızda ise tüm korkularım ve endişelerim bitti. Çocuklar gibi sevindik. Buz gibi suya ayaklarımızı soktuk. Bulunduğumuz noktadan şelalenin kendisini tüm olarak göremedik, ama sesini duyduk. Görebilmek için suya girmek, biraz ilerlemek ve yüzmek gerekiyor. Şelalenin ve çayın kenarı piknik alanı ve lokanta şeklinde düzenlenmiş. Sabah erken gittiğimiz için etrafta fazla insan yoktu. Sadece bu tesislerde çalışanlar ve bizim gibi birkaç turist vardı. Keşke dedim, burada hiç tesis olmasaydı, piknik masaları olmasaydı, araç yolu hiç açılmasaydı, doğal haliyle korunsaydı, sadece meraklı gezginler yürüyüşle ulaşabilseydi bu huzur dolu yere...


Mıhlı Çayı ve gizli şelalesi

Geldiğimiz yoldan geri dönüp Başdeğirmen Köprüsü yoluna saptık. Mıhlı çayı’na ulaştığımızda arabadan indik ve çay boyunca yürüyerek köprüye ulaştık. Başdeğirmen Köprüsü, Roma döneminden kalma tarihi bir köprü. Köprüden hemen önce çayın sol tarafında restore edilmiş Rumlar’dan kalma tarihi değirmen binası yeralıyor. Alis Harikalar Diyarı’nda misali kah köprünün üstünde kah aşağıda, kah tarihi değirmen binasında dolaştık, bol bol fotoğraf çektik.

Başdeğirmen Köprüsü

Mıhlı Çayı’ndan ayrıldıktan sonra Kazdağı turumuz Tahtakuşlar ve Çamlıbel Köyü’ne doğru devam etti. Tahtakuşlar Köyü’nün girişinde yeralan Birleşmiş Milletler(BM) 1994 UNESCO Ödüllü Tahtakuşlar Özel Etnografya Galerisi’ni ziyaret ettik. Beklentimizin çok ötesinde çok zengin bir galeriyle karşılaştık ve burada sergilenen herşey çok ilgimizi çekti. Galeride, Orta Asya’dan göç eden Türk boylarının çadırları, kıyafetleri ve eşyalarının yanısıra başka kültürlerden örnekler ve değişik sanat yapıtları da sergileniyor. Hiç boya kullanılmadan dokunmuş halılar ve kilimler çok ilgimizi çekti. Kullanılan yünler, değişik renklerdeki koyunlardan elde edilmiş. Hayran olduk, bakmaya doyamadık.

Tahtakuşlar Özel Etnografya Galerisi'nde Türkmen Çadırı

Galerinin kurucusu Alibey Kudar’ın kendisiyle tanışamadık ama iki oğluyla tanışma ve sohbet etme şansımız oldu. Kendileri her ziyaretçiyle ilgileniyorlar, bilgiler veriyorlar. Burası, kesinlikle görülmesi gereken bir etnografya galerisi.

Galeride ayrıca bir de satış bölümü var. Burada çeşitli bitkisel ürünler, doğal malzemelerden yapılmış kolyeler, kitaplar, vb. hediyelik ürünler yeralıyor. Nazara karşı koruyan bir kolye, "Tatlılarda-Çay olarak sinirleri gevşetir-Fazla yağları atar" yazan etiketiyle dikkatimi çeken kurutulmuş kokulu bağ gülü, Kazdağı’nı anlatan Kazdağı Dünü-Bugünü (Sema-İskender Azatoğlu) ve araştırma niteliğinde olan Muatazmayinşatürta (M.Selim Kudar) adlı kitapları aldık.

Tahtakuşlar Özel Etnografya Galerisi'nin Satış Bölümü

Tahtakuşlar’dan sonra Kazdağı’nın eteklerinde zeytin denizi içinde ilerlemeye devam ettik ve Çamlıbel Köyü’ndeki İdaköy Çiftlik Evi’ni bulduk. Buranın sahibi İskender Bey’le tanıştık. Bizi evine davet etti. Salondaki masada oturup sohbet ettik. İskender Bey’in “Kazdağı Dünü-Bugünü” adlı kitabını Tahtakuşlar Etnografya Müzesi’nden almıştık, hemen çıkarıp kendisine imzalattım.

İdaköy'den Edremit Körfezi manzarası

Çamlıbel köyünde görmek istediğim başka bir yer de Zeytinbağı’ydı. Zeytinbağı, özellikle lezzetli mutfağıyla bilinen bir butik otel. Burayı daha sonraki gezilerimize bıraktık ve fazla vakit kaybetmeden yolumuza devam ettik. Altınoluk, Akçay üzerinden Ören’e, oradan da Burhaniye’nin Öğretmenler ve İskele mahallelerine geçtik. Meşhur Ören Plajları’nda denize girmeyi çok istememize rağmen kalacak yer bulamayınca planımızı değiştirdik ve Ayvalık’a doğru gitmeye karar verdik.

Burhaniye’den ayrılmadan önce Taylıeli köyünü dolaştık. Buranın manzarası karşısında büyülendik. Arabamızı köy meydanına parkedip köyde kısa bir tur attık. Köy kahvesinde oturan amcalar dünyanın en güzel manzaralarından birine karşı çay içtiklerinin farkında mıydı bilmiyorum ama gayet rahat görünüyorlardı. Sanıyorum onlar bu manzarayı kanıksamış durumdalar. Bizim gibi denizsiz bir şehirde yaşayanların sevincini yadırgıyor olsalar gerek.

Taylıeli'nden Edremit Körfezi manzarası

Taylıeli’nden ayrıldıktan sonra yolumuz Karaağaç’a yaklaşırken kayınvalidemlerin eski komşusu Nuran Hanım ve Salih Bey’lere uğradık. Torunları da vardı. Hep birlikte denize gittik. Akşam kalmamız konusunda ısrar ettiler, kıramadık ve misafir olduk. Güzel bir akşam geçirdik. Lezzetli bir akşam yemeği ve hoş sohbetleriyle bizi çok güzel ağırladılar. Kanaviçeli ve dantelli perdeleriyle evin en güzel odasını bize verdiler.

1 yorum:

zeynep ogretmen dedi ki...

Kuzey ege geziniz ile ilgili izlenimleriniz iyi bir rehber olmuş...
Yıllardır küçükkuyu'ya yazlığa gidiptemesela " Tahtakuşlar müzesini" hiç duymamış arkadaşlarım var...
Denizi ağustos ayında gitmenize rağmen buz gibi demenize şaşırdım biraz..Ben nisan ayında gidiyorum ve 10-15 dakika yüzüyorum..